MEKAN BURADA

TÜRKİYE'NİN EN İYİ GENÇLİK PLATFORMU
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

 

Bunları Biliyor Muydunuz?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 24 Kayıt tarihi : 14/08/08 Mesaj Sayısı : 142

MesajKonu: Bunları Biliyor Muydunuz?   Salı Ağus. 19, 2008 3:25 am

Fatih ve şehit ailelerine vefa
İstanbul fatihi Sultan Mehmed Han'ın, inşa ettirmiş olduğu vakıf aşevinin birinin vakfiyesinde:
"İnşa ettirdiğim imarethanemde İstanbul fukarası yemek yiye-ler! İstanbul fethinin şehit ailelerine ve yetimlerine ise, kapalı kaplarda, hava karardıktan sonra, komşularının dikkatini celb etmeden, onların izzet ve haysiyetleri korunarak yemek ikram edile!.." denilerek çok güzel bir vefa örneği sergilediğini...
Aynı zamanda bu vefasını böylesi zarif detaylarla taçlandırarak kendinden sonraki nesillere örnek olacak bir edep dersi verdiğini...

__________________


Sefer-i Hümayun
Osmanlı tarihinde, padişahın ordunun başında i'la-yı kelime-tullah için bizzat başkomutan olarak çıktığı seferlere, "sefer-i hümâyun" denildiğini...
Ertuğrul Gazi'den (1231-1281), Kanunî Sultan Süleyman'a (1520-1566) kadar olan Osmanlı padişahlarının, çocukluklarından başlayarak tam bir askerî eğitimle yetişip çok ciddi askerî deha haline geldiklerini...
Birçok yerli ve yabancı tarihçinin Osmanlı'nın bu derece serpilmesinde bu iyi yetişmiş, yenilikçi komutan padişahların rol oynadıklarını ileri sürdüklerini...
Her yaşta sefer-i hümayuna çıkan padişahlardan en genç olarak İkinci Osman'ın (Genç Osman) 1621'deki sefer-i hümayununa 17 yaşında çıktığını ve en yaşlı olarak da Kanunî'nin 13. sefer-i hümayununa 71 yaşında çıktığını...
En uzun süren sefer-i hümayunun ise Yavuz Sultan Selim'in tam 2 yıl 2 ay süren Mısır sefer-i hümayunu olduğunu ve bunu 1 yıl 11 ay ile Kanunî'nin İran üzerine olan 12. sefer-i hümayunu takip ettiğini biliyor muydunuz?




İki medeniyet arasındaki fark
Fransız İhtilâli öncesinde, uçarılığı ve savurganlığı ile yoz soylu tipinin simgesi olan Fransa Kralı 16. Louis'in karısı Marie Anto-inette'in, "Ekmek yok, ekmek istiyoruz!" diyerek yalvaran halka "Ekmek yoksa pasta yesinler!" şeklinde cevap verdiğini...
Osmanlı Padişahı Orhan Bey'in ise: "Halkıma yoksulluk musallat olacak ise önce benim evime konuk olur." diyerek iki medeniyet arasındaki farkı ortaya koyduğunu...
(Halkına ait bir karar alacağı zaman "İbadullahın tefrih-i ahvallerini" yani "Allah'ın kullarının refahını" esas alarak karar alıp teb'asını "emanetullah-Allah'ın emaneti" olarak gören Osmanlı sosyal refah devleti, sınırları içinde bulunan insanları, Arnavut, Kürt, Laz, Çerkez, Arap vs. olarak ayırt etmediği gibi Müslüman, Hıristiyan, Musevi olarak da sınıflandırmayıp şefkat elini uzatmış, onlara, varlığın en şereflisi yani insan olmaları sebebiyle layık olduğu değeri vermiştir.)




Bir topun hikayesi
İnşa ettirdiği kalelere koymak üzere top satın almak isteyen Sultan Abdülaziz'in, bu maksatla İngiltere'ye bir heyet gönderdiğini...
Bunu haber alan Almanların, kendi toplarını satmak için hemen harekete geçip çok iyi bir top yaparak Sultan Abdülaziz'e hediye ettiklerini...
38,5 cm çaplı bu örnek topun Abdülaziz tarafından beğenilmesi üzerine topların İngiltere yerine Almanya'dan satın alındığını ve bu hediye topun diğer alınanlarla beraber Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Çimenlik Tabyası'nda hizmet verdiğini...
Osmanlı Devleti'nin muhteşem Çanakkale Zaferi'ne rağmen, Almanya'nın müttefiki olması hasebiyle mağlup kabul edildiğini ve İngilizlerin ellerini kollarını sallayarak Çanakkale'yi geçtiklerini...
Centilmen (!) İngilizlerin, savaşsız girdikleri Çimenlik Kale-si'ndeki bu topun namlusunda yazan "Majeste Sultan Aziz Han" yazı ve tuğrasına tahammül edemeyerek dinamitle patlatıp tahrip ettiklerini...



Yavuz Sultan Selimin fetih ufku
Beşer tarihinin görüp görebileceği en büyük cihangirlerinden biri olan Yavuz Sultan Selim'in gerçekleştirmiş olduğu Mısır fethinin, tarihçiler tarafından İstanbul'un fethi kadar önemli kabul edildiğini...
Osmanlı'nın bu "yavuz" yiğidinin sekiz seneye sığdırdığı uzun ve yorucu seferler ve baş döndürücü fetihlerden sonra Kahire'den İstanbul'a "halife" unvanıyla dönerken:
"Gönül isterdi ki, Afrika'nın kuzeyinden Endülüs'e çıkayım ve sonra Balkanlar üzerinden tekrar İstanbul'a döneyim!" diyerek doyumsuz fetih arzusunu dile getirip, hayatını i'la-yı kelimetullaha vakfetmiş gerçek bir Müslümanın ufkunu ortaya koyduğunu...
(Saltanat sevdasından fersah fersah uzak Yavuz Sultan Selim gerçek bir dava adamı, gerçek bir fatihtir. Onun yegane gayesi İslam'ın fetih tuğlarını ulaşabildiği yeryüzünün bütün coğrafyalarına dikmektir. Çaldıran seferi dönüşü serkeşlik yapan yeniçeri ağaları ile yaptığı görüşmede bütün yüreğiyle: "Eğer İslam'ı ihya etmek maksudunuz değilse benim de nefsül emirde saltanata kafa hevesim yoktur." demesi bunun açık göstergesidir.)



Yavuz Selimin kerameti
Evliyaullaha pek yüksek bir hürmet ve bağlılık gösteren Yavuz Sultan Selim Han'ın kendisinin de keramet sahibi Allah'ın has bir kulu olduğunu...
Bir gün, Bağdat Beylerbeyi Ferhat Paşa'nın Başdefterdar İskender Çelebi'yi şahsî menfaat ilişkilerinden dolayı olur olmaz koruyup kayırmasından gazaplanıp: "Akıbet görürsün hele Ferhat! Sen şimdi İskender'i koruyup duruyorsun; ama bu korumaktan ne fayda çıkacağını inşallah birbirinize karşı asıldığınız zaman görürsünüz!" dediğini...
Gerçekten de aradan seneler geçip de oğlu Kanunî devrinde bu iki şahsın, Selim Han'ın bedduasında belirttiği gibi karşı karşıya idam edildiklerini...



Sultan Ahmed'in takvası
14 yaşında Osmanlı tahtına geçip 27 yaşında "hummâ-i muhrike" denilen bir ateşli hastalıktan dolayı hayata gözlerini yuman Sultan Birinci Ahmed'in (1590-1617), âbid ve zâhid biri olup ceddi Yavuz Selim gibi çok sade giyindiğini...
Gece yatarken, uykunun rehavetine iyice dalmamak için kıldan yapılmış kaba bir hırka giydiğini...



Dördüncü Muradı sportmenliği
Osman Gazi'den Sultan İkinci Abdülhamid'e kadar Osmanlı padişahlarının büyük ekseriyetinin iyi birer sporcu olduğunu...
Bunlardan Sultan Dördüncü Murad'ın (I6i2-i640) pehlivan yapılı ve oldukça sportmen bir kişiliğe sahip olup birkaç sahada imparatorluğun rakipsiz şampiyonu olduğu...
Geniş omuzlu, iri kemikli, uzun boylu ve son derece kuvvetli bir adam olan Dördüncü Murad'ın savaş aletlerini son derece maharetle kullandığını...
200 okkalık (256.5 kilo) gürzlerle idman yapan bu celadetli Padişah'ın, bir gün Silahtar Musa Paşa'yı kuşağından kavrayıp sağ eliyle havaya kaldırarak Hasoda'da birkaç kez dolaştırıp hiç yor-Sunluk eseri göstermeden yere indirdiğini...
__________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
fna-06
moderatör
moderatör
avatar

Kadın
Yaş : 24 Kayıt tarihi : 14/08/08 Mesaj Sayısı : 9

MesajKonu: Geri: Bunları Biliyor Muydunuz?   Çarş. Ağus. 20, 2008 4:54 pm

paylastıın içn tesekkürler bizi bilgilendirdin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.buyutec.eniyiforum.net

Bunları Biliyor Muydunuz?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MEKAN BURADA :: Medya :: Türk Tarihi ve Mehmetçik -
Yeni bir forum kurmak | Sporlar ve Hobiler | Other sports | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com